20 Aralık 2016

Birisi







            Birisi
            Hiç uyanmayan bir ülkenin nöbetteki çocuklarıydık biz. Asiydik, heyecanlıydık, haklıydık kendimize göre. Film festivallerinde yarışırdı hayatlarımızı konu alan film türleri. Ödül kazanırdı bazıları ve insanlar seyrederdi mücadelemizi gözleri kapalı. Gözleri o kadar sıkı kapalıydı ki çocukların ağladığı sahnelerde, hıçkırıkları kahkaha sesleri diye algılar ‘’Ne güzel komedi izledik.’’ Diyerek çıkarlardı sinema salonlarından.  Gençliğimizi  feda ettik ideallerimize ulaşmak için, nüktedan romanlara serpiştirdik sosyal içerikli mesajlarımızı. Böylece nöbet nöbet geçti yıllarımız, nöbet nöbet öldü günlerimiz. Ve sonra sen gerçekten öldün veya ben gerçekten öldüm.

          Artık yalnızlık adımlıyorum senden sonra, adım ‘Yalnızlıktır’’ Bundan sonra. Rüzgârın geçmiş zamanlara estiği sokakların müptelâsı oluyorum. Gün gözlerini yumduğunda dalıyorum karanlık sokaklara. Bir iki cılız sokak lambası şenlendirmeye çalışıyor kaldırımları. İçim değil, yalnızca gölgem şenleniyor. Bütün zamanlarda genç kalabilen gölgeme baka baka ihtiyarlığa doğru yürüyor bedenim. Hain yıllar, hain anılar tarafından sırtımdan bıçaklanırken, evim taze bir gelin olsa ne yazar? Ruhumun evi kır saçlı, yorgun, kırgın, solgun, ölgün… Bakışlarım kendi gölgeme  kurban.

            Bizlerden sonra da nöbetçiler olacak, sonra onlar da ihtiyarlayacak... Sensiz ihtiyarlamak ne zormuş Hayriye. Derdime dert, yoluma yoldaş, beni erken terk eden arkadaş. Ebedi uykuya özlemle hayata nasıl tutunabilirim, sensiz neyin mücadelesini verebilirim?  Şimşekler çaktığında ‘’ Şimşeklerin yeminini duydun mu?’’ Diye sorardın. Aşkımıza şahitliğin yeminiydi bu. Yağmur yağdığında da ben sana sorardım yağmurların yeminini. Bize göre bütün evren yeminli şahidimizdi. Şimdi her şey kefaret orucu tutuyor.

             Kadınım! Seni düşüne düşüne yine geldim işte çıkmaz sokağın başına,  ‘’Birisi’’ Köşemde duruyorum şu an, mezar taşını öptüğüm biricik kadınım. Sakin karanlığın kaçak sevgili misafirleri  oluyor bazen. Her zaman durakladığım bu köşeye yaklaşırlarken ‘’Birisi var!’’ Diye fısıldıyorlar gölgeme bakarak. Kadın değil, erkek değil, genç değil, yaşlı değil…’’Birisi’’ Olduğum köşedir bu çıkmaz sokağın köşesi. Beni sana yakınlaştıran en leziz kelime ’’Birisi’’ kelimesi. Kavuşmayı bekliyorum, bekliyorum selâm okunsun diye, selâmı duyanlar   ‘’ Birisi ölmüş.’’ Desinler diye.

Müjgân Akyüz Dündar