22 Haziran 2017

akrilik ve boyutlu akrilik ile çatlatma tekniği vazo


 Önce altın metalik ile boyayıp üzerine çatlatma tekniği yaptım. Mavi yapmak istediğim yerleri zımparalayıp mavi renk kattım. Sonra boyutlu boya ile boncukla süslenmiş görüntüsü verdim.








akrilik boya tablo çalışmaları


    Bazıları parçalı akrilik çalışmalarım. Gördüğüm örneklerden yararlanılmıştır.













Akrilik Tablo çalışması


 Üç parça çalıştığım bir tablo. İnternetten gördüğüm bir çalışmadan yararlanırken ortaya çok farklı bir çalışma çıktı. Kendi mobilyalarımın rengine uygun hale getirdim.








Akrilik boya çalışması




 Eski sehpamın tablasını önce iki- üç kat siyah akrilik ile boyadım. Kenarlarını gri metalik akrilik boya ile boyadım.
Daha sonra bir çiçekçiden çektiğim fotoğrafa bakarak karakalemle resmi çizdim ve uygun renk akrilik boyalarla yine iki kat boyadım. En son akrilik boya yarı mat vernik ile boyayı sabitledim.
Sehpanın tablası ağır olduğundan duvara asabilmek için tepesine halka taktırdım ve duvara astım.






20 Aralık 2016

Birisi







            Birisi
            Hiç uyanmayan bir ülkenin nöbetteki çocuklarıydık biz. Asiydik, heyecanlıydık, haklıydık kendimize göre. Film festivallerinde yarışırdı hayatlarımızı konu alan film türleri. Ödül kazanırdı bazıları ve insanlar seyrederdi mücadelemizi gözleri kapalı. Gözleri o kadar sıkı kapalıydı ki çocukların ağladığı sahnelerde, hıçkırıkları kahkaha sesleri diye algılar ‘’Ne güzel komedi izledik.’’ Diyerek çıkarlardı sinema salonlarından.  Gençliğimizi  feda ettik ideallerimize ulaşmak için, nüktedan romanlara serpiştirdik sosyal içerikli mesajlarımızı. Böylece nöbet nöbet geçti yıllarımız, nöbet nöbet öldü günlerimiz. Ve sonra sen gerçekten öldün veya ben gerçekten öldüm.

          Artık yalnızlık adımlıyorum senden sonra, adım ‘Yalnızlıktır’’ Bundan sonra. Rüzgârın geçmiş zamanlara estiği sokakların müptelâsı oluyorum. Gün gözlerini yumduğunda dalıyorum karanlık sokaklara. Bir iki cılız sokak lambası şenlendirmeye çalışıyor kaldırımları. İçim değil, yalnızca gölgem şenleniyor. Bütün zamanlarda genç kalabilen gölgeme baka baka ihtiyarlığa doğru yürüyor bedenim. Hain yıllar, hain anılar tarafından sırtımdan bıçaklanırken, evim taze bir gelin olsa ne yazar? Ruhumun evi kır saçlı, yorgun, kırgın, solgun, ölgün… Bakışlarım kendi gölgeme  kurban.

            Bizlerden sonra da nöbetçiler olacak, sonra onlar da ihtiyarlayacak... Sensiz ihtiyarlamak ne zormuş Hayriye. Derdime dert, yoluma yoldaş, beni erken terk eden arkadaş. Ebedi uykuya özlemle hayata nasıl tutunabilirim, sensiz neyin mücadelesini verebilirim?  Şimşekler çaktığında ‘’ Şimşeklerin yeminini duydun mu?’’ Diye sorardın. Aşkımıza şahitliğin yeminiydi bu. Yağmur yağdığında da ben sana sorardım yağmurların yeminini. Bize göre bütün evren yeminli şahidimizdi. Şimdi her şey kefaret orucu tutuyor.

             Kadınım! Seni düşüne düşüne yine geldim işte çıkmaz sokağın başına,  ‘’Birisi’’ Köşemde duruyorum şu an, mezar taşını öptüğüm biricik kadınım. Sakin karanlığın kaçak sevgili misafirleri  oluyor bazen. Her zaman durakladığım bu köşeye yaklaşırlarken ‘’Birisi var!’’ Diye fısıldıyorlar gölgeme bakarak. Kadın değil, erkek değil, genç değil, yaşlı değil…’’Birisi’’ Olduğum köşedir bu çıkmaz sokağın köşesi. Beni sana yakınlaştıran en leziz kelime ’’Birisi’’ kelimesi. Kavuşmayı bekliyorum, bekliyorum selâm okunsun diye, selâmı duyanlar   ‘’ Birisi ölmüş.’’ Desinler diye.

Müjgân Akyüz Dündar



Hoş Geldin Annem









 Kalbi bir müddet durup yeniden çalıştırılan, ikinci hayata hoş gelen anneme...



Hoş Geldin Annem


Müjdeli bir çağrının kulağımda tutkusu,      
Kurumuş dallarımda  açan çiçek kokusu,
Kış gününde yem bulmuş güvercinin coşkusu  
Gibi kalbim vurdukça  anneme saklanırım
Endişe savurdukça  anneme saklanırım


'Selâm!' Derken annemin dudağındaki buse  
Dualar mırıldandı  vücuttaki hendese                            
Ellerimle öptüğüm alnındaki her çise
Yüreğimi burdukça  anneme saklanırım
Baş ucuna vardıkça anneme saklanırım


Diriliş soluğuyla biterken sıkıntılar
Ak saçında parıldar yıldızdan alıntılar
Yaşadığı ömürden gün sorar yıkıntılar
Güneş gün kavurdukça anneme saklanırım
Gök yerinde durdukça  anneme saklanırım


Akşam çökmüş denize, dalgalar sabah sanır
Yaşlanan sarı yaprak  gülden bile   usanır
Yağmura doyan kökler  şükür ile  uzanır
Ânı şükre kurdukça  anneme saklanırım
Zaman teni yordukça  anneme saklanırım


İçimde kalan nârın   karanlık öte yanı
Sussun ve anne desin  damarlarımın  kanı
Merhamet sahibinden af diler müjgân  canı
Can cânânı sordukça anneme saklanırım
Ufku sükûn sardıkça  anneme saklanırım


Bütün cümlelerimin küpü boş gelir anne
Yalnızca senin sesin bana hoş gelir anne




10.12.2016
Müjgân Akyüz Dündar